Düşük glisemik indeksli besinler vücudumuzda ne gibi değişikliklere neden oluyor?

Düşük glisemik indeksli besinler vücudumuzda ne gibi değişikliklere neden oluyor?:Gün boyunca kan insülini düşük kalır ve dalgalanma göstermediği için  acıkma hissi olmaz. Uzun süre tokluk

Düşük glisemik indeksli besinler vücudumuzda ne gibi değişikliklere  neden oluyor?

Düşük glisemik indeksli besinler vücudumuzda ne gibi değişikliklere neden oluyor?

Gün boyunca kan insülini düşük kalır ve dalgalanma göstermediği için 
acıkma hissi olmaz. Uzun süre tokluk hissedilir. 
• Ara öğün olarak göbekte biriken yağımızı ve iç yağ depolarımızı kul-
lanırız. 
• Yağlarımız depolanmaz, daha hızlı yıkılarlak giderek azalır, karaciğer ve 
göbek yağımız erir ve göbek çevremiz incelir. 
• Kilolarımızı rahatlıkla verir, tekrar geri almayız ve verdiğimiz kiloda 
kalırız. 
• Hiçbir şekilde isteksiz, sinirli, sıkıntılı ve umutsuz duygular olmayız. 
Kendimizi bütün gün dinç ve enerjik hissederiz, halsizlik ve bitkinlik ol-
maz. 
• Kaslarımız erimez. Su kaybımız olmaz.

• Karaciğerde biriken yağımız eridiği için, karaciğerimiz sağlığına 
kavuşarak normal çalışır. 
• Metabolizmamızda yavaşlama olmaz, bilakis hızlanır. 
• Fizik aktivitemize yorulmadan devam edebiliriz. 
• Kan yağlarımız normalleşir; HDL yükselir, depo yağ şekli olan trig-
liseridler düşer.
• Bağırsaklarımız düzenli şekilde çalışmaya başlar. Kabızlık varsa gideri-
lir. 
• Şişmanlık ve obezite önlenmiş olur. 
• Obezite sonucu gelişen sağlık sorunları ortaya çıkmaz, çıkmış olanlar da 
geriler ve düzelir. 
• Tansiyonumuz normalleşir. 
• Kalp hastalıkları, felç, inme, Alzheimer riski azalır. 
• Her türlü kanser riski azalır. Çünkü sürekli şeker ve insülin yüksekliği 
ve fazla kilolar kanser nedeni olarak kabul edilmektedir. 
• Şeker hastalığı gelişmez. Diabet hastalarında şeker kontrolü daha kolay 
olur, hatta düzelir.
• Şeker hastalığına bağlı tehlikeli komplikasyonlar azalarak yok olur. 
• Eklem ağrıları ve artrit gelişmez. Oluşmuş olanlar geriler ve şikâyetler 
azalır. 
• Fibro kistik meme hastalığı oluşmaz. 
• Polikistik over hastalığı gelişmez. 
• Yaygın fibromiyosit ağrıları geriler ve kaybolur. 
• Düşüncelerimiz berraklaşır. Uykularımız düzene girer, horlama biter. 
• Hepsinden en önemli olanı, vücut bağışıklık sistemi güçlenir. 
• Bakteri, virüs, alerji ve kansere sebep olan etkenlerle hastalanma zor-
laşır. Hastalanma durumunda da kısa süre içinde sağlığımızı kazanırız. 
Tüm bunların sonucunda bütün hiperinsülinemik hastalıklar (Şekil-2) önlenir, 
riskleri azalır, geriler ve ortadan kalkar.
 Glisemik indeks bir yiyeceğin içer-
diği karbonhidratların özelliğini ve kalitesini bize gösterir. Karbonhidratların 
hepsi aynı kalite ve özellikte değildir. Daha önce de bahsetmiş olduğumuz gibi,hazmedilmeleri kolay ve çabuk olanlar ya da hazmedilmeleri yavaş ve uzun olan 
değişik karbonhidrat çeşitleri bulunmaktadır. 
Düşük glisemik indeksli gıdalar ile beslenmeye başlayan Tip I ve Tip II diyabet 
hastalarının şeker kontrolü daha kolay olmakta ve bu hastalıklarda ortaya çıkan 
birçok komplikasyon önlenebilmektedir.
İnsülin ve leptin direnci, birçok tehlikeli hastalığa neden olduğu için tıp dilinde 
'gizli katil' olarak da adlandırılmaktadır. Daha önce de değinmiş olduğumuz gibi 
hiperinsülinemik hastalıkların tümü sinsi bir şekilde başlar ve oldukça uzun bir 
süre fark edilmeden gelişir. Bu süre zarfında organizmada da tahribat oluşur ve 
bu oluşum sinsice ilerler. 
Düşük glisemik indeksli gıdalar ile beslenme sonucu aşırı kiloların verilmesi 
ile insülin ve leptin direnci kırılacağından dolayı hiperinsülinemik hastalıklar 
(kalp damar hastalıkları, inme, erken bunama, Alzheimer, kronik artritler, 
fibromiyalji, birçok kanser türü, polikistik over hastalığı, fibrokistik meme 
hastalıkları) riskinin azaldığı ve önlenebildiği birçok bilimsel çalışmada göster-
ilmiştir 
Sağlığımızı geri kazanmak ve sağlıklı bir şekilde yaşamak için, her gün 
önümüze gelen bazı yiyeceklerin glisemik indeks değerlerini bilerek, bilinçli 
bir şekilde tüketmemiz faydalı olacaktır. Yemeklerimizi hazırlayıp, tüketirken 
bu listedeki yiyecekler bir örnek olarak dikkate alındığında, kilo vermemiz ve 
sağlığımıza kavuşmamız daha kolay olacaktır. 
Yiyeceklerimizin glisemik indeks değerleri, yemeğin pişirilme şekline bağlı 
olarak da farklılık gösterir. Bu konuya açıklık getirmek amacı ile bir örnek ver-
mek istiyorum. Hepimizin bildiği gibi bütün sebzeler pişirildikten sonra yu-
muşar. Bunun nedeni, sebzelerde bulunan selüloz liflerinin pişirilmeleri sırasında 
parçalanıp şişmeleridir. Lahana salatası çiğ olarak yenildiği zaman glisemik in-
deks değeri 100 üzerinden 15 kadardır. Bu nedenle ve içerdiği lignan maddesinin 
de etkisi ile çiğ olarak tüketildiğinde son derece sağlıklı olduğu bilinmektedir. 
Oysa lahana kapuska yemeği haline dönüştüğünde, haşlanma sonucu selüloz 
lifleri parçalanıp yumuşar. Bu nedenle hazmedilmeleri pişmemiş lahanadan daha 
kolay ve çabuk olur. Pişmiş lahananın glisemik indeksi 40 olup yükselmiştir. 
Ama gene de düşük indekslidir, çünkü total olarak az miktarda karbonhidrat içer-
mektedir. Bu nedenle, lahana ve lahana grubunda bulunan karnabahar ve brokoli bol miktarda (pişmiş ya da çiğ olarak salata şeklinde) tüketilmelidir. Lignan 
maddesi içeren lahana grubu sebzelerin her türlü kanseri önlediği de bilinmek-
tedir.

Reaksiya nədir?

like
0
dislike
0
love
0
funny
0
angry
0
sad
0
wow
0